<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Grup Hepsi Hayran Sitesi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.gruphepsim.net/</link>
		<description><![CDATA[Grup Hepsi Hayran Sitesi - http://www.gruphepsim.net]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 05:55:03 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Arkadaşınızın kedisi alerji nedeni!]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83135</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:18:10 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83135</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Evinizde kedi beslemediğiniz, onlara dokunmadığınız hatta sokakta gördüğünüzde yolunuzu değiştirdiğiniz halde kedi alerjiniz mi var? Nedeni, ofis arkadaşınızın hiç görmediğiniz kedisi olabilir.<br />
<br />
Son derece sevimli olsalar da, kediler duyarlı kişilerde alerjik belirtileri tetikleyebilirler. Bilimsel çalışmalar, erişkinlerde kediye bağlı alerjik duyarlanma sıklığının yüzde 10 ile 15 arasında olduğunu gösteriyor. <br />
<br />
Kedi alerjisine bağlı olarak, burun, göz, deri ve akciğerlere ait yakınmalar ortaya çıkabiliyor. <br />
<br />
Kedi alerjisi yakınmaları gösterdiğinizde evinizde kedi beslenmediğinizi hatta sokakta dahi kedi ile karşılaştığınızda yolunuzu değiştirdiğinizi söyleyebilirsiniz. Ancak gün içinde aynı ortamda bulunduğunuz kişilere, hatta ofis arkadaşınıza ait bir kedi bile alerjinizi tetikleyebilir.<br />
<br />
Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, kedi ile temas eden kişiyle karşılaşmanın bile alerji nedeni olabildiğini söylüyor. Dr. Keskinel, kedi kaynaklı alerjiler ve tedavi yöntemleri hakkında şunları anlatıyor:<br />
<br />
"Bu alerjenlerin birden fazla çeşidi olmakla beraber, en sık alerji yapanı “Fel d1”dir. Protein yapılı bu alerjen, kedinin deri, yağ, tükürük ve gözyaşı bezleri kaynaklı olabilir. Başlıca kedi derisi ve tüylerinin üzerinde yerleşmiş olarak bulunur. Oldukça yapışkan olduğundan giysilere de yapışması ve böylece kedi bulunmayan yerlere taşınması da mümkündür. Dolayısıyla, kedi alerjisi olan bir kişide, kişi kediyle doğrudan temas etmese de, kedi ile temas etmiş kişiyle karşılaşma sonucu alerjik yakınmalar ortaya çıkabilir."<br />
KEDİYİ YATAK ODASINDAN UZAK TUTUN<br />
Havaya karışan Fel d1, kedi alerjisi olan kişilerde solunum yollarına girince öksürük, hapşırık, nefes darlığı, burunda kaşıntı, tıkanma veya akıntı, gözlerde kaşınma ve akıntı gibi belirtilere yol açabiliyor.<br />
<br />
Dr. Keskinel, kedinin yatak odasından uzak tutulması gerektiğini söyleyerek kedi alerjisine karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor: <br />
<br />
<br />
Uz. Dr. İlkay Keskinel<br />
<br />
"Kediye bağlı alerji olması durumunda, en uygun çözüm, kediden uzak durulmasıdır. Ancak, kimi hastalar, neredeyse evin bir bireyi haline gelmiş kedilerinden uzak duramıyorlarsa, hiç değilse yatak odasından kedinin uzak tutulması bir derece yararlı olabilir. Yatak odasının kapısı alerjenlerin girişini biraz olsun önlemek için mutlaka kapalı tutulmalıdır.<br />
<br />
SEVİMLİ DOSTUNUZUN TEMİZLİĞİNE ÖZEN GÖSTERİN<br />
Alınabilecek diğer önlemler arasında, kedinin belli aralıklarla yıkanması, 'HEPA' yani, 'Yüksek Etkinlikli Parçacık Tutulumu' adı verilen özel filtreleri içeren hava temizleyici cihazların kullanılması uygun olacaktır. Yine, HEPA filtresi içeren elektrik süpürgeleri, kedi alerjenlerinin süzülmesinde fayda sağlayabilir.<br />
<br />
HALILARI KALDIRIN, YERLERİ CİLALATIN<br />
Kedi alerjenlerinin kolayca yapışmasını önlemek amacıyla kumaş kaplı mobilyaların azaltılması, mümkün olduğunca halıların kaldırılması ve yerlerin cilalanması da alınabilecek önlemler arasında bulunuyor. Kedilerde Fel d1 üretimi, hormonal kontrol altındadır. Erkek kediler kısırlaştırıldıklarında, bu alerjenin miktarı bariz derecede azalır. Kedi evden uzaklaştırılsa dahi, alerjenleri uzun bir süre (aylarca) evde kalabilir. Bu nedenle, kedi evden ayrıldıktan sonra, ya da daha önce kedi yaşamış bir eve taşınılacaksa, iyi bir temizlik yapılması uygun olur."</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Evinizde kedi beslemediğiniz, onlara dokunmadığınız hatta sokakta gördüğünüzde yolunuzu değiştirdiğiniz halde kedi alerjiniz mi var? Nedeni, ofis arkadaşınızın hiç görmediğiniz kedisi olabilir.<br />
<br />
Son derece sevimli olsalar da, kediler duyarlı kişilerde alerjik belirtileri tetikleyebilirler. Bilimsel çalışmalar, erişkinlerde kediye bağlı alerjik duyarlanma sıklığının yüzde 10 ile 15 arasında olduğunu gösteriyor. <br />
<br />
Kedi alerjisine bağlı olarak, burun, göz, deri ve akciğerlere ait yakınmalar ortaya çıkabiliyor. <br />
<br />
Kedi alerjisi yakınmaları gösterdiğinizde evinizde kedi beslenmediğinizi hatta sokakta dahi kedi ile karşılaştığınızda yolunuzu değiştirdiğinizi söyleyebilirsiniz. Ancak gün içinde aynı ortamda bulunduğunuz kişilere, hatta ofis arkadaşınıza ait bir kedi bile alerjinizi tetikleyebilir.<br />
<br />
Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, kedi ile temas eden kişiyle karşılaşmanın bile alerji nedeni olabildiğini söylüyor. Dr. Keskinel, kedi kaynaklı alerjiler ve tedavi yöntemleri hakkında şunları anlatıyor:<br />
<br />
"Bu alerjenlerin birden fazla çeşidi olmakla beraber, en sık alerji yapanı “Fel d1”dir. Protein yapılı bu alerjen, kedinin deri, yağ, tükürük ve gözyaşı bezleri kaynaklı olabilir. Başlıca kedi derisi ve tüylerinin üzerinde yerleşmiş olarak bulunur. Oldukça yapışkan olduğundan giysilere de yapışması ve böylece kedi bulunmayan yerlere taşınması da mümkündür. Dolayısıyla, kedi alerjisi olan bir kişide, kişi kediyle doğrudan temas etmese de, kedi ile temas etmiş kişiyle karşılaşma sonucu alerjik yakınmalar ortaya çıkabilir."<br />
KEDİYİ YATAK ODASINDAN UZAK TUTUN<br />
Havaya karışan Fel d1, kedi alerjisi olan kişilerde solunum yollarına girince öksürük, hapşırık, nefes darlığı, burunda kaşıntı, tıkanma veya akıntı, gözlerde kaşınma ve akıntı gibi belirtilere yol açabiliyor.<br />
<br />
Dr. Keskinel, kedinin yatak odasından uzak tutulması gerektiğini söyleyerek kedi alerjisine karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor: <br />
<br />
<br />
Uz. Dr. İlkay Keskinel<br />
<br />
"Kediye bağlı alerji olması durumunda, en uygun çözüm, kediden uzak durulmasıdır. Ancak, kimi hastalar, neredeyse evin bir bireyi haline gelmiş kedilerinden uzak duramıyorlarsa, hiç değilse yatak odasından kedinin uzak tutulması bir derece yararlı olabilir. Yatak odasının kapısı alerjenlerin girişini biraz olsun önlemek için mutlaka kapalı tutulmalıdır.<br />
<br />
SEVİMLİ DOSTUNUZUN TEMİZLİĞİNE ÖZEN GÖSTERİN<br />
Alınabilecek diğer önlemler arasında, kedinin belli aralıklarla yıkanması, 'HEPA' yani, 'Yüksek Etkinlikli Parçacık Tutulumu' adı verilen özel filtreleri içeren hava temizleyici cihazların kullanılması uygun olacaktır. Yine, HEPA filtresi içeren elektrik süpürgeleri, kedi alerjenlerinin süzülmesinde fayda sağlayabilir.<br />
<br />
HALILARI KALDIRIN, YERLERİ CİLALATIN<br />
Kedi alerjenlerinin kolayca yapışmasını önlemek amacıyla kumaş kaplı mobilyaların azaltılması, mümkün olduğunca halıların kaldırılması ve yerlerin cilalanması da alınabilecek önlemler arasında bulunuyor. Kedilerde Fel d1 üretimi, hormonal kontrol altındadır. Erkek kediler kısırlaştırıldıklarında, bu alerjenin miktarı bariz derecede azalır. Kedi evden uzaklaştırılsa dahi, alerjenleri uzun bir süre (aylarca) evde kalabilir. Bu nedenle, kedi evden ayrıldıktan sonra, ya da daha önce kedi yaşamış bir eve taşınılacaksa, iyi bir temizlik yapılması uygun olur."</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AIDS'te büyük adım]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83134</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:16:56 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83134</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">İsrail'in Haaretz gazetesi, Küdus Üniversitesi'nden araştırmacıların peptid bazlı tedavi ile HIV bulaşmış hücrelerin kendi kendini yok etmesini sağladığını duyurdu.<br />
<br />
Araştırmaya imza atanlardan Abraham Loyter, "hedef alınan" hücrelerin 2 haftada tekrar oluşmadığını, dolayısıyla bu hücrelerin yok olduğu sonucunun çıkarılabileceğini belirtti.<br />
<br />
Bilim adamları, "AIDS Research and Therapy" dergisinde yayımlanan makalede, çalışmalarının HIV'e karşı yeni genel tedavi yöntemi geliştirilmesi umudunu yarattığını vurguladı. Tekniğin canlının kanındaki uygulamasının nasıl sonuç vereceği ise ilerideki araştırmalarda ortaya çıkacak.<br />
<br />
ÇALIŞMALAR UMUT VERİYOR<br />
Günümüzde uygulanan AIDS tedavilerinde, HIV bulaşmış hücreler sadece baskılanıyor, yok edilemiyor.<br />
<br />
Amerikalı bilim adamları temmuzda, hastalığın çok geç ve hastanın artık iyileşemeyeceği kadar ilerlemiş evrelerinde, bazı hastaların bünyesinin hastalığa karşı bir bağışıklık sistemi proteini ürettiğini belirlemişti.<br />
<br />
Bu keşif de nihayet bir AIDS aşısının geliştirilebileceği umudu yaratmıştı.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">İsrail'in Haaretz gazetesi, Küdus Üniversitesi'nden araştırmacıların peptid bazlı tedavi ile HIV bulaşmış hücrelerin kendi kendini yok etmesini sağladığını duyurdu.<br />
<br />
Araştırmaya imza atanlardan Abraham Loyter, "hedef alınan" hücrelerin 2 haftada tekrar oluşmadığını, dolayısıyla bu hücrelerin yok olduğu sonucunun çıkarılabileceğini belirtti.<br />
<br />
Bilim adamları, "AIDS Research and Therapy" dergisinde yayımlanan makalede, çalışmalarının HIV'e karşı yeni genel tedavi yöntemi geliştirilmesi umudunu yarattığını vurguladı. Tekniğin canlının kanındaki uygulamasının nasıl sonuç vereceği ise ilerideki araştırmalarda ortaya çıkacak.<br />
<br />
ÇALIŞMALAR UMUT VERİYOR<br />
Günümüzde uygulanan AIDS tedavilerinde, HIV bulaşmış hücreler sadece baskılanıyor, yok edilemiyor.<br />
<br />
Amerikalı bilim adamları temmuzda, hastalığın çok geç ve hastanın artık iyileşemeyeceği kadar ilerlemiş evrelerinde, bazı hastaların bünyesinin hastalığa karşı bir bağışıklık sistemi proteini ürettiğini belirlemişti.<br />
<br />
Bu keşif de nihayet bir AIDS aşısının geliştirilebileceği umudu yaratmıştı.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yıllar Sonra Aynı Poz...]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83133</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:16:28 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83133</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.zekirdek.com/images/news_upload/3027cf0cd240c0c6ee321dfdef8e711a.jpg" border="0" alt="[Resim: 3027cf0cd240c0c6ee321dfdef8e711a.jpg&#93;" /><br />
<br />
Fotoğraflar zamanın ne kadar çabuk geçtiğinin kanıtı. Bu proje esprili bir şekilde bunu gözler önüne seriyor...<br />
 <br />
Çocukluk fotoğraflarını yetişkin olarak yeniden yaratıp internette yayınlayan grup büyük ilgi görüyor.<br />
<br />
Çocuklukta çekilen fotoğraflarını bugünkü halleriyle yeniden yaratanlar, Young Me/Now Me projesine katkıda bulunuyor.<br />
<br />
Yaklaşık 1000 fotoğraf gelmiş. Ze, "Bu çok sevimli, ama bir hüzün de yaratıyor. Özellikle fotoğraflar arasında yılların ve hatta nesillerin olduğu görüldüğünde" diyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.zekirdek.com/images/news_upload/3027cf0cd240c0c6ee321dfdef8e711a.jpg" border="0" alt="[Resim: 3027cf0cd240c0c6ee321dfdef8e711a.jpg]" /><br />
<br />
Fotoğraflar zamanın ne kadar çabuk geçtiğinin kanıtı. Bu proje esprili bir şekilde bunu gözler önüne seriyor...<br />
 <br />
Çocukluk fotoğraflarını yetişkin olarak yeniden yaratıp internette yayınlayan grup büyük ilgi görüyor.<br />
<br />
Çocuklukta çekilen fotoğraflarını bugünkü halleriyle yeniden yaratanlar, Young Me/Now Me projesine katkıda bulunuyor.<br />
<br />
Yaklaşık 1000 fotoğraf gelmiş. Ze, "Bu çok sevimli, ama bir hüzün de yaratıyor. Özellikle fotoğraflar arasında yılların ve hatta nesillerin olduğu görüldüğünde" diyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bi bakarmısınız?]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83132</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:16:27 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83132</guid>
			<description><![CDATA[Ben logo yapacam ama cerceveye resim ekliyemiyorum bana yardım edermisiniz?<br />
Resimli anlatabilirseniz cok ama cok iyi olur <img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/gulumseme.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ben logo yapacam ama cerceveye resim ekliyemiyorum bana yardım edermisiniz?<br />
Resimli anlatabilirseniz cok ama cok iyi olur <img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/gulumseme.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaranın kanser olduğu 4 yılda anlaşıldı]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83131</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:12:02 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83131</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Burnundaki kızarıklığı ''sivrisinek ısırığı'' diye umursamayan, geçmemesi üzerine de 4 yıl yanlış ve eksik tedaviler uygulanan 79 yaşındaki Selver Çakır, cilt kanserini 8 yılda yendi.<br />
<br />
<br />
Çakır, 8 yıl önce burnunda meydana gelen kızarıklığın ve ardından başlayan kaşıntının ''sivrisinek ısırığı'' olduğu düşünerek ciddiye almadığını, 3-4 ay sonra şikayetlerinin geçmemesi üzerine bir devlet hastanesinde dermatoloji uzmanına başvurduğunu anlatarak, verilen kremleri birkaç ay kullandıktan sonra yüzündeki kızarıklığın yaraya dönüşmeye başladığını söyledi.<br />
<br />
Krem tedavisinden hiçbir fayda görmediğini, aksine yaraların giderek büyümeye başladığını ifade eden Çakır, bunun üzerine hasta bölgenin 2 kez dondurularak tedavi edildiğini, bu tedavi sırasında 3 yıl acı çekerek yaşadığını dile getirdi.<br />
<br />
Çakır, burnundaki yaraların gözüne doğru yaklaşması üzerine kulak burun boğaz uzmanına göründüğünü belirterek, kendisine cilt kanseri teşhisi konulduğunu ve ameliyat edildiğini anlattı.<br />
<br />
''ÇOK GEÇ ÖĞRENDİM''<br />
Kanserli bölgenin tamamen temizlenmemesi sebebiyle hastalığın yeniden nüksettiğini bildiren Çakır, cilt kanserinin tedavisini plastik cerrahi bölümünde tedavi edilmesi gerektiğini çok geç öğrendiğini söyledi.<br />
<br />
Çakır, ''8 yıl sonra hastalık artık canımı alacakken plastik cerrahına gittim. Doktorlar hastalığın çok ilerlediğini ancak yine de ameliyat yapılabileceğini söyledi'' dedi.<br />
<br />
Ameliyat olmadan önce burnundan nefes alamadığını ve çok kötü kokular hissettiğini belirten Çakır, ''Yaşlıyım ama torunlarımla oynamak için yaşamak istiyorum. Nefes alamıyordum, yemek yiyemiyordum. Ameliyat sonrası yeniden yaratılmış gibiyim. Şimdi tekrar normale döndüm'' diye konuştu.<br />
<br />
CİLT KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?<br />
Medical Park Hastanesi Plastik Cerrahi bölümünden Opr. Dr. Ümran İleri de Çakır'ın kendilerine geldiğinde hastalığın en ileri safhasında olduğunu belirterek, cilt kanserlerinin tedavisinin dünyanın her yerinde başından sonuna kadar plastik cerrahlar tarafından yapıldığına dikkati çekti.<br />
<br />
Hastanın en ileri ve zor durumda bir plastik cerraha başvurduğunu anımsatan İleri, ''Hasta yıllarca rahatsızlığını sona erdirecek doktoru aramış. Yanlış yönlendirmeler sonucunda maalesef hastalık ilerleyince bir plastik cerraha başvurmuş. Burnundaki kızarıklık ilk ortaya çıktığında plastik cerraha başvursaydı, kanseri ilerlemeden tedavi edebilirdik, yüzündeki izler de daha az olurdu'' dedi.<br />
<br />
İleri, hastanın kanserli dokularını, sağlam dokuyu da içeren bir güvenlik marjıyla geniş bir şekilde çıkardıklarını, oluşan defekti kapatmak, burnunu yeniden estetik ve fonksiyonel açıdan oluşturmak için kulaktan ve diğer vücut kısımlarından aldıkları dokuları kullandıklarını anlattı.<br />
<br />
CİLT KANSERİ ÖNLENEBİLİR<br />
Cilt kanserinin diğer kanserler arasında önlenebilir hastalık grubunda olduğunu bildiren İleri, şunları kaydetti:<br />
<br />
''Erken teşhis bu tür hastalıklarda çok önemlidir. İnsanlar, bilgisizlik yüzünden vücutlarında çıkan izleri önemsemeyerek, hastalığın iyileşme ihtimalini düşürüyor. 40'lı yaşlardan sonra vücut izlenmeli. Kişi, yeni beliren ve uzun süren kızarıklık, kaşıntı, iğne batma hissi gibi şikayetler olduğunda mutlaka plastik cerraha başvurmalı. Basit bir operasyonla tedavi edilebilecek olan cilt kanseri ihmal edilmesi halinde ölümle sonuçlanabilir.''<br />
<br />
Türkiye'de 50 yaş üstü insanlarda cilt kanserine yakalanma oranının yüzde 60 olduğunu belirten İleri, özellikle güneşten daha fazla etkilenen beyaz tenliler ile hayatının herhangi bir döneminde güneş yanığına maruz kalan insanların cilt kanserine yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu anlattı. İleri, güneş koruyucularının bebeklikten itibaren açıkta kalan vücut bölgelerine, özellikle yüze sürülmesinin cilt kanserine yakalanma ihtimalini azalttığını sözlerine ekledi.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Burnundaki kızarıklığı ''sivrisinek ısırığı'' diye umursamayan, geçmemesi üzerine de 4 yıl yanlış ve eksik tedaviler uygulanan 79 yaşındaki Selver Çakır, cilt kanserini 8 yılda yendi.<br />
<br />
<br />
Çakır, 8 yıl önce burnunda meydana gelen kızarıklığın ve ardından başlayan kaşıntının ''sivrisinek ısırığı'' olduğu düşünerek ciddiye almadığını, 3-4 ay sonra şikayetlerinin geçmemesi üzerine bir devlet hastanesinde dermatoloji uzmanına başvurduğunu anlatarak, verilen kremleri birkaç ay kullandıktan sonra yüzündeki kızarıklığın yaraya dönüşmeye başladığını söyledi.<br />
<br />
Krem tedavisinden hiçbir fayda görmediğini, aksine yaraların giderek büyümeye başladığını ifade eden Çakır, bunun üzerine hasta bölgenin 2 kez dondurularak tedavi edildiğini, bu tedavi sırasında 3 yıl acı çekerek yaşadığını dile getirdi.<br />
<br />
Çakır, burnundaki yaraların gözüne doğru yaklaşması üzerine kulak burun boğaz uzmanına göründüğünü belirterek, kendisine cilt kanseri teşhisi konulduğunu ve ameliyat edildiğini anlattı.<br />
<br />
''ÇOK GEÇ ÖĞRENDİM''<br />
Kanserli bölgenin tamamen temizlenmemesi sebebiyle hastalığın yeniden nüksettiğini bildiren Çakır, cilt kanserinin tedavisini plastik cerrahi bölümünde tedavi edilmesi gerektiğini çok geç öğrendiğini söyledi.<br />
<br />
Çakır, ''8 yıl sonra hastalık artık canımı alacakken plastik cerrahına gittim. Doktorlar hastalığın çok ilerlediğini ancak yine de ameliyat yapılabileceğini söyledi'' dedi.<br />
<br />
Ameliyat olmadan önce burnundan nefes alamadığını ve çok kötü kokular hissettiğini belirten Çakır, ''Yaşlıyım ama torunlarımla oynamak için yaşamak istiyorum. Nefes alamıyordum, yemek yiyemiyordum. Ameliyat sonrası yeniden yaratılmış gibiyim. Şimdi tekrar normale döndüm'' diye konuştu.<br />
<br />
CİLT KANSERİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?<br />
Medical Park Hastanesi Plastik Cerrahi bölümünden Opr. Dr. Ümran İleri de Çakır'ın kendilerine geldiğinde hastalığın en ileri safhasında olduğunu belirterek, cilt kanserlerinin tedavisinin dünyanın her yerinde başından sonuna kadar plastik cerrahlar tarafından yapıldığına dikkati çekti.<br />
<br />
Hastanın en ileri ve zor durumda bir plastik cerraha başvurduğunu anımsatan İleri, ''Hasta yıllarca rahatsızlığını sona erdirecek doktoru aramış. Yanlış yönlendirmeler sonucunda maalesef hastalık ilerleyince bir plastik cerraha başvurmuş. Burnundaki kızarıklık ilk ortaya çıktığında plastik cerraha başvursaydı, kanseri ilerlemeden tedavi edebilirdik, yüzündeki izler de daha az olurdu'' dedi.<br />
<br />
İleri, hastanın kanserli dokularını, sağlam dokuyu da içeren bir güvenlik marjıyla geniş bir şekilde çıkardıklarını, oluşan defekti kapatmak, burnunu yeniden estetik ve fonksiyonel açıdan oluşturmak için kulaktan ve diğer vücut kısımlarından aldıkları dokuları kullandıklarını anlattı.<br />
<br />
CİLT KANSERİ ÖNLENEBİLİR<br />
Cilt kanserinin diğer kanserler arasında önlenebilir hastalık grubunda olduğunu bildiren İleri, şunları kaydetti:<br />
<br />
''Erken teşhis bu tür hastalıklarda çok önemlidir. İnsanlar, bilgisizlik yüzünden vücutlarında çıkan izleri önemsemeyerek, hastalığın iyileşme ihtimalini düşürüyor. 40'lı yaşlardan sonra vücut izlenmeli. Kişi, yeni beliren ve uzun süren kızarıklık, kaşıntı, iğne batma hissi gibi şikayetler olduğunda mutlaka plastik cerraha başvurmalı. Basit bir operasyonla tedavi edilebilecek olan cilt kanseri ihmal edilmesi halinde ölümle sonuçlanabilir.''<br />
<br />
Türkiye'de 50 yaş üstü insanlarda cilt kanserine yakalanma oranının yüzde 60 olduğunu belirten İleri, özellikle güneşten daha fazla etkilenen beyaz tenliler ile hayatının herhangi bir döneminde güneş yanığına maruz kalan insanların cilt kanserine yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu anlattı. İleri, güneş koruyucularının bebeklikten itibaren açıkta kalan vücut bölgelerine, özellikle yüze sürülmesinin cilt kanserine yakalanma ihtimalini azalttığını sözlerine ekledi.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beyin akımını değiştirmek mümkün]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83130</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:10:12 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83130</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Sistemle ilgili çalışmaların ilk olarak 1958 yılında NASA'da başladığını belirten Dr. Tanju Sürmeli, ''İnsan beyninin elektrik akımı ürettiğini biliyoruz. Beyindeki elektrik akımının değiştirilebileceği kanıtlandı. Bununla ilgili küçük bir alet kullanılıyor. Neurofeedback yani sinir geri bildirimi, diğer manada beyine ürettiği elektrik akımını değiştirmeyi öğretmek. Bu tedavi yöntemini ilk olarak 2001 yılında Amerika'dan döndüğümde Türkiye'de uygulamaya başladım'' dedi.<br />
<br />
Beyindeki elektriksel akım kayıtlarını bir analiz sistemiyle incelediklerini kaydeden Sürmeli, bu yöntemle bir çocukta dikkat eksikliği, hiperaktivite hastalığı, öğrenme güçlüğü, kafasına darbe almışsa beynindeki elektrik akımlarının değişip değişmediğini ayırt ettiklerini, yüzde 95 doğruluk payının olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Tedaviyi uygularken saçla derinin arasına küçük sensörler yerleştirdiklerini anlatan Sürmeli, şöyle konuştu:<br />
<br />
''Diyelim ki dikkat bölgesinde, normalden daha fazla alfa dediğimiz dalgada bir artış olmuş ya da teta dediğimiz dalgada bir artış olmuş. Bunlar yavaş beyin dalgaları. O bölgede olmasını istemiyoruz ama beyin bunu bilmeden fazla miktarda üretiyor. Oraya küçük bir sensör yerleştirip, kendi beyin dalgasını neurofeedback dediğimiz bir aletle bilgisayar ekranına yansıtıp, kendi beyin dalgasını, beyne izletip, çocuğa kendi beyin dalgası oyun şekline dönüştürülüyor. Kendi beyin dalgasını 3 boyutlu bir oyunda izlerken, dikkatini verdiği zaman teta ve alfa dalgaları düşmeye başlıyor, çünkü bunlar dikkati bozuyor. Onun yerine dikkatle ilgili beta dediğimiz dalgalarda bir artış oluyor. Çünkü beyinde birisi yüksekse diğeri az. Sağlıksız dalgayı azaltırsanız sağlıklı dalganın artması gerekiyor. Bundan yararlanarak, çocuk oyuna başlıyor. Dikkatini iyi verirse, oyun devam ediyor, dikkatini veremezse oyun duruyor. Oyunu devam ettirdiği zaman da beyine ödül verilmesi lazım. 'İyi yaptın' diye bir müzik tonu devamlı gelmeye başlıyor. Dikkatini vermediği zaman bu müzik tonu susuyor, oyun da duruyor ve beyine bu şekilde 30 dakikalık bir seans tamamlatılmaya çalışılıyor. Bu ortam 40 seans sürebiliyor. Bazen de 2 ya da 3 katına kadar çıkabiliyor. Günde 2 seanslık bir çalışma yapabiliyoruz. Bize tedavi amaçlı gelenlerden, çocuklardaki dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğünde hemen hemen herkes memnun kalıyor.''<br />
<br />
SİSTEM ZEKA GERİLİĞİNİ GİDERMEDE BAŞARILI<br />
Dr. Tanju Sürmeli, özellikle zeka geriliği olan çocuklarda, bu uygulama öncesi zekalarını ölçtüklerini, tedaviden sonra zekalarında büyük oranda artış tespit ettiklerini belirtti. ''Zeka geriliği olan çocuklarda bu yöntemi uyguladıktan sonra zekalarını ölçtüğümüzde, zekalarında anlamlı olarak 23 vakadan 19'unda önemli derecede bir artış gördük'' diyen Sürmeli, şöyle konuştu:<br />
<br />
''Beynimizde dikkat, konsantrasyon ve öğrenmeyle ilgili merkezler bu elektriksel akımlarla işlem yapıyor. Çocuklarda özellikle dikkat eksikliğinde, problem düzeyinde olabilir, hastalık düzeyinde olabilir. Çocuklar bazen düştüklerinde kafalarına darbe alıyor, bu çarpmaların daha önce düşmelerin önemsiz olduğunu öğrenmiştik ama teknolojiyi uygulamaya başladıktan sonra beyindeki elektrik akımında değişiklikler olduğunu, bu değişikliklerin de özellikle dikkat, konsantrasyon, motivasyon, sabırla ilgili merkezlerde olduğunu, çarpmaların buralarda elektriksel akımlarda değişimler yarattığını görüyoruz. Çocukların bunlara bağlı olarak dikkat, konsantrasyon ve öğrenme zorlukları çektiğini görüyoruz. Biz bunları neurofeedback dediğimiz tedavi yöntemine aldığımız zaman önemli derecede yararlandıklarını görüyoruz. Tabii ki tıpta hiçbir şey yüzde yüz değil ama bu grupta yüzde 75, yüzde 80 civarında başarılı sonuçlar alıyoruz.''<br />
<br />
Tedavi sürecinde kesinlikle hastaya elektrik verilmediğini kaydeden Sürmeli, ''Bu yöntemde, beyin koşullandırıldığı için istenilmeyen bölgesini değiştirmeyi bilgisayar ekranına bakarak öğreniyor. Kendi beyin dalgasını bir bar olarak düşündüğünüzde, kendi beyin dalgası diyelim 10 santimlik bir bar halinde, bunu azaltmasını öğreteceğiz. Dikkatini verdiği zaman bu bar azalmaya başlar, çünkü sağlıksız dalgalar azalmaya başlar'' dedi.<br />
<br />
19 YAŞINA KADAR AYAĞINI SÜRÜYEN GENÇ İYİLEŞTİ<br />
Bir hastasının çocukluk döneminde camdan düştüğü için 19 yaşına kadar ayağını sürükleyerek yürüdüğünü anlatan Sürmeli, ''Üniversite çağında genç bir kişi, üniversiteye yazılmış, fakat motivasyonu çok düşük, okumayı sevmiyor, dikkatini vermekte çok zorlanıyordu. Bu genç şu an ayağını sürümüyor. Yani 9 aylıktan, 19 yaşa kadar ayağını sürüyen, hiçbir fiziki tedavinin de faydası olmamış ya da diğer yöntemlerin hiçbirinin faydası olmamış. Biz beynindeki elektrik akım değişkenliklerini normale getirmeyi öğretince, bu yürümedeki zorluğu çok kısa bir sürede ortadan kalktı. Bununla birlikte konuşmasında, dikkatinde, okumasında, okul başarısında çok güzel başarılar oldu. Şu ana kadar 12 bin hasta bize geldi, 5 binden fazla hastaya bu yöntemi uyguladık'' şeklinde konuştu.<br />
<br />
KISKANÇLIĞA DA İYİ GELİYOR<br />
Neurofeedback sistemiyle birçok ailenin yıkılmasının da önlendiğini belirten Sürmeli, şunları kaydetti:<br />
<br />
''Bir bayan veya bir erkek kendisinin çok kıskanç olduğunu söylüyor ya da aşk, 'ben ona da aşığım, buna da aşığım' diyenler var. Karar veremeyenler var. Bunların beyinlerine baktığımızda elektriksel akımlarında normalden sapmalar gördük. Özellikle sol beyinden sağ beyine ya da sağ beyinden sol beyine, elektrik akımı geçişleri, eşit değil, düzensiz, tıkanıklık var. Onun için de beyin tek düze düşünmeye başlıyor, kendini aşık hissediyor ya da mutlaka takip etmesi lazım. 5 dakika da bir arayıp 'ne yapıyorsun' , 'beni aldatıyor musun' diye sorgulaması lazım. Bu hastalarda da beynin ön orta kısmında bir bölgede elektrik akımı bozuklukları var. Bunları biz düzenli hale getirmeyi öğrettiğimiz de o kişiler tamamen farklı birisi haline döndüler. Sağlıksız şekildeki davranışlarını bıraktılar. Aşk konusunda da tedaviden sonra kendisi için neyin doğru olacağına rahat karar veriliyor. Tedaviden sonra neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendi beyni ona söylemeye başlıyor. Eğer beyinlerdeki elektrik akımını düzenlersek, bugün birçok yuva boşu boşuna yıkılmamış olur.''<br />
<br />
ADLİ SUÇLAR ÖNLENEBİLİR<br />
Bu sistemle ağır ceza gerektiren suçların da önlenebileceğini anlatan Tanju Sürmeli, ''Adli suçlar olayında da Amerika ve Kanada da ağır derecede cezai işlerden dolayı mahkumlar cezalarını doldurup hapishaneden çıktıktan sonra tekrar geriye dönme hızlarının yüzde 80 olduğunu görüyorlar. Bu kişilere uyguladığımız yöntemi uyguladıklarında bu oranın yüzde 20'ye düştüğünü görüyorlar. Beyinde özellikle suç işleyenlerin elektrik akımında düzensizlikler var'' diye konuştu.<br />
<br />
Epilepsi (Sara), şizofren, alzheimer, migren, iktidarsızlık gibi hastalıklarda da bu yöntemle başarı sağlandığını dile getiren Sürmeli, tedaviden sonraki gelişmeleri şöyle anlattı:<br />
<br />
''Şizofren hastaları, gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemiyor, görüntüler görüyor, kulağına sesler geliyor, bu hastalıkta puanlamalar var. Bu puanlamalarda yüzde 20 azalttığı görülüyor. Şizofreni hastalarının uykularını düzenleyebiliyoruz, kendi kendilerini konuşmalarının durduğunu görüyoruz. Şüpheciliklerinin azaldığını ya da kaybolduğunu görüyoruz. Kulağına gelen seslerin tamamen kesildiği bir çok hastamız var. Alzheimer hastalığında da elektrik akımı bozuklukları var. Bunları aynı yöntemle düzenleyip başarılı olduğumuz vakalar var. Hastalığı yavaşlatıyoruz. İktidarsızlıkla ilgili, hastalarımızda da beyindeki elektrik akımını düzenlediğimizde bunların da düzeldiğini gördük. Migren hastalarında da beyindeki elektrik akımlarında bozukluklar olduğu ortaya çıktı. Genel de migren tedavisinde yıllarca ilaç kullanan hastaların, çok kısa bir sürede ilaçları kullanmasına gerek kalmadığını görüyoruz. Uyku bozukluklarının da bu sistemle giderildiğini biliyoruz.''</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Sistemle ilgili çalışmaların ilk olarak 1958 yılında NASA'da başladığını belirten Dr. Tanju Sürmeli, ''İnsan beyninin elektrik akımı ürettiğini biliyoruz. Beyindeki elektrik akımının değiştirilebileceği kanıtlandı. Bununla ilgili küçük bir alet kullanılıyor. Neurofeedback yani sinir geri bildirimi, diğer manada beyine ürettiği elektrik akımını değiştirmeyi öğretmek. Bu tedavi yöntemini ilk olarak 2001 yılında Amerika'dan döndüğümde Türkiye'de uygulamaya başladım'' dedi.<br />
<br />
Beyindeki elektriksel akım kayıtlarını bir analiz sistemiyle incelediklerini kaydeden Sürmeli, bu yöntemle bir çocukta dikkat eksikliği, hiperaktivite hastalığı, öğrenme güçlüğü, kafasına darbe almışsa beynindeki elektrik akımlarının değişip değişmediğini ayırt ettiklerini, yüzde 95 doğruluk payının olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Tedaviyi uygularken saçla derinin arasına küçük sensörler yerleştirdiklerini anlatan Sürmeli, şöyle konuştu:<br />
<br />
''Diyelim ki dikkat bölgesinde, normalden daha fazla alfa dediğimiz dalgada bir artış olmuş ya da teta dediğimiz dalgada bir artış olmuş. Bunlar yavaş beyin dalgaları. O bölgede olmasını istemiyoruz ama beyin bunu bilmeden fazla miktarda üretiyor. Oraya küçük bir sensör yerleştirip, kendi beyin dalgasını neurofeedback dediğimiz bir aletle bilgisayar ekranına yansıtıp, kendi beyin dalgasını, beyne izletip, çocuğa kendi beyin dalgası oyun şekline dönüştürülüyor. Kendi beyin dalgasını 3 boyutlu bir oyunda izlerken, dikkatini verdiği zaman teta ve alfa dalgaları düşmeye başlıyor, çünkü bunlar dikkati bozuyor. Onun yerine dikkatle ilgili beta dediğimiz dalgalarda bir artış oluyor. Çünkü beyinde birisi yüksekse diğeri az. Sağlıksız dalgayı azaltırsanız sağlıklı dalganın artması gerekiyor. Bundan yararlanarak, çocuk oyuna başlıyor. Dikkatini iyi verirse, oyun devam ediyor, dikkatini veremezse oyun duruyor. Oyunu devam ettirdiği zaman da beyine ödül verilmesi lazım. 'İyi yaptın' diye bir müzik tonu devamlı gelmeye başlıyor. Dikkatini vermediği zaman bu müzik tonu susuyor, oyun da duruyor ve beyine bu şekilde 30 dakikalık bir seans tamamlatılmaya çalışılıyor. Bu ortam 40 seans sürebiliyor. Bazen de 2 ya da 3 katına kadar çıkabiliyor. Günde 2 seanslık bir çalışma yapabiliyoruz. Bize tedavi amaçlı gelenlerden, çocuklardaki dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğünde hemen hemen herkes memnun kalıyor.''<br />
<br />
SİSTEM ZEKA GERİLİĞİNİ GİDERMEDE BAŞARILI<br />
Dr. Tanju Sürmeli, özellikle zeka geriliği olan çocuklarda, bu uygulama öncesi zekalarını ölçtüklerini, tedaviden sonra zekalarında büyük oranda artış tespit ettiklerini belirtti. ''Zeka geriliği olan çocuklarda bu yöntemi uyguladıktan sonra zekalarını ölçtüğümüzde, zekalarında anlamlı olarak 23 vakadan 19'unda önemli derecede bir artış gördük'' diyen Sürmeli, şöyle konuştu:<br />
<br />
''Beynimizde dikkat, konsantrasyon ve öğrenmeyle ilgili merkezler bu elektriksel akımlarla işlem yapıyor. Çocuklarda özellikle dikkat eksikliğinde, problem düzeyinde olabilir, hastalık düzeyinde olabilir. Çocuklar bazen düştüklerinde kafalarına darbe alıyor, bu çarpmaların daha önce düşmelerin önemsiz olduğunu öğrenmiştik ama teknolojiyi uygulamaya başladıktan sonra beyindeki elektrik akımında değişiklikler olduğunu, bu değişikliklerin de özellikle dikkat, konsantrasyon, motivasyon, sabırla ilgili merkezlerde olduğunu, çarpmaların buralarda elektriksel akımlarda değişimler yarattığını görüyoruz. Çocukların bunlara bağlı olarak dikkat, konsantrasyon ve öğrenme zorlukları çektiğini görüyoruz. Biz bunları neurofeedback dediğimiz tedavi yöntemine aldığımız zaman önemli derecede yararlandıklarını görüyoruz. Tabii ki tıpta hiçbir şey yüzde yüz değil ama bu grupta yüzde 75, yüzde 80 civarında başarılı sonuçlar alıyoruz.''<br />
<br />
Tedavi sürecinde kesinlikle hastaya elektrik verilmediğini kaydeden Sürmeli, ''Bu yöntemde, beyin koşullandırıldığı için istenilmeyen bölgesini değiştirmeyi bilgisayar ekranına bakarak öğreniyor. Kendi beyin dalgasını bir bar olarak düşündüğünüzde, kendi beyin dalgası diyelim 10 santimlik bir bar halinde, bunu azaltmasını öğreteceğiz. Dikkatini verdiği zaman bu bar azalmaya başlar, çünkü sağlıksız dalgalar azalmaya başlar'' dedi.<br />
<br />
19 YAŞINA KADAR AYAĞINI SÜRÜYEN GENÇ İYİLEŞTİ<br />
Bir hastasının çocukluk döneminde camdan düştüğü için 19 yaşına kadar ayağını sürükleyerek yürüdüğünü anlatan Sürmeli, ''Üniversite çağında genç bir kişi, üniversiteye yazılmış, fakat motivasyonu çok düşük, okumayı sevmiyor, dikkatini vermekte çok zorlanıyordu. Bu genç şu an ayağını sürümüyor. Yani 9 aylıktan, 19 yaşa kadar ayağını sürüyen, hiçbir fiziki tedavinin de faydası olmamış ya da diğer yöntemlerin hiçbirinin faydası olmamış. Biz beynindeki elektrik akım değişkenliklerini normale getirmeyi öğretince, bu yürümedeki zorluğu çok kısa bir sürede ortadan kalktı. Bununla birlikte konuşmasında, dikkatinde, okumasında, okul başarısında çok güzel başarılar oldu. Şu ana kadar 12 bin hasta bize geldi, 5 binden fazla hastaya bu yöntemi uyguladık'' şeklinde konuştu.<br />
<br />
KISKANÇLIĞA DA İYİ GELİYOR<br />
Neurofeedback sistemiyle birçok ailenin yıkılmasının da önlendiğini belirten Sürmeli, şunları kaydetti:<br />
<br />
''Bir bayan veya bir erkek kendisinin çok kıskanç olduğunu söylüyor ya da aşk, 'ben ona da aşığım, buna da aşığım' diyenler var. Karar veremeyenler var. Bunların beyinlerine baktığımızda elektriksel akımlarında normalden sapmalar gördük. Özellikle sol beyinden sağ beyine ya da sağ beyinden sol beyine, elektrik akımı geçişleri, eşit değil, düzensiz, tıkanıklık var. Onun için de beyin tek düze düşünmeye başlıyor, kendini aşık hissediyor ya da mutlaka takip etmesi lazım. 5 dakika da bir arayıp 'ne yapıyorsun' , 'beni aldatıyor musun' diye sorgulaması lazım. Bu hastalarda da beynin ön orta kısmında bir bölgede elektrik akımı bozuklukları var. Bunları biz düzenli hale getirmeyi öğrettiğimiz de o kişiler tamamen farklı birisi haline döndüler. Sağlıksız şekildeki davranışlarını bıraktılar. Aşk konusunda da tedaviden sonra kendisi için neyin doğru olacağına rahat karar veriliyor. Tedaviden sonra neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendi beyni ona söylemeye başlıyor. Eğer beyinlerdeki elektrik akımını düzenlersek, bugün birçok yuva boşu boşuna yıkılmamış olur.''<br />
<br />
ADLİ SUÇLAR ÖNLENEBİLİR<br />
Bu sistemle ağır ceza gerektiren suçların da önlenebileceğini anlatan Tanju Sürmeli, ''Adli suçlar olayında da Amerika ve Kanada da ağır derecede cezai işlerden dolayı mahkumlar cezalarını doldurup hapishaneden çıktıktan sonra tekrar geriye dönme hızlarının yüzde 80 olduğunu görüyorlar. Bu kişilere uyguladığımız yöntemi uyguladıklarında bu oranın yüzde 20'ye düştüğünü görüyorlar. Beyinde özellikle suç işleyenlerin elektrik akımında düzensizlikler var'' diye konuştu.<br />
<br />
Epilepsi (Sara), şizofren, alzheimer, migren, iktidarsızlık gibi hastalıklarda da bu yöntemle başarı sağlandığını dile getiren Sürmeli, tedaviden sonraki gelişmeleri şöyle anlattı:<br />
<br />
''Şizofren hastaları, gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemiyor, görüntüler görüyor, kulağına sesler geliyor, bu hastalıkta puanlamalar var. Bu puanlamalarda yüzde 20 azalttığı görülüyor. Şizofreni hastalarının uykularını düzenleyebiliyoruz, kendi kendilerini konuşmalarının durduğunu görüyoruz. Şüpheciliklerinin azaldığını ya da kaybolduğunu görüyoruz. Kulağına gelen seslerin tamamen kesildiği bir çok hastamız var. Alzheimer hastalığında da elektrik akımı bozuklukları var. Bunları aynı yöntemle düzenleyip başarılı olduğumuz vakalar var. Hastalığı yavaşlatıyoruz. İktidarsızlıkla ilgili, hastalarımızda da beyindeki elektrik akımını düzenlediğimizde bunların da düzeldiğini gördük. Migren hastalarında da beyindeki elektrik akımlarında bozukluklar olduğu ortaya çıktı. Genel de migren tedavisinde yıllarca ilaç kullanan hastaların, çok kısa bir sürede ilaçları kullanmasına gerek kalmadığını görüyoruz. Uyku bozukluklarının da bu sistemle giderildiğini biliyoruz.''</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İlk Parti 12 Bin Yıl Önce Verilmiş...]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83129</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:08:55 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83129</guid>
			<description><![CDATA[Bilim insanları, İsrail'in kuzeyindeki Celile bölgesinde bir mağarada, yaklaşık 12 bin yıl önce düzenlenen bir partinin izlerine rastladı...<br />
 <br />
İtalyan La Repubblica gazetesinde çıkan habere göre, "Hilazon Tachtit"  mağarasında on yıllık bir arkeolojik kazının ardından bulunan kalıntılar, yüzlerce kilo et sunulan partiye, 35-40 kişinin davetli olduğunu ortaya koydu.<br />
<br />
Connecticut Üniversitesinden arkeolog Natalie Munro ve Kudüs Üniversitesinden arkeolog Leore Grosman tarafından yeniden canlandırılan partinin düzenlenme amacı ise pek de o kadar eğlenceli değil: O çağa göre oldukça yaşlı sayılabilecek, büyük olasılıkla köyün "şaman"ı olan bir kadının gömülmesi, yani bir veda partisi.<br />
<br />
Munro ve Grosman, Pnas dergisinde yayımlanan makalelerinde, partilerin daha o çağda bile, bireyler arasındaki ilişkileri pekiştirmek, değişik insan topluluklarıyla kaynaşmak ve derinden derine değişmekte olan bir toplumun stresini azaltmaya hizmet ettiğini söyledi.<br />
<br />
Her bireyin o zamana kadar sahip olduğu geniş yaşam alanının daralmaya, yani nüfus yoğunluğunun artmaya başlamasıyla köy hayatının, insanlar arasındaki işbirliğini git gide daha önemli kıldığı belirtilen makalede, toplumların, asla bitmeyecek bir karmaşıklığa ve tabakalaşmaya doğru giden yolculuklarına böylece başladıkları kaydedildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilim insanları, İsrail'in kuzeyindeki Celile bölgesinde bir mağarada, yaklaşık 12 bin yıl önce düzenlenen bir partinin izlerine rastladı...<br />
 <br />
İtalyan La Repubblica gazetesinde çıkan habere göre, "Hilazon Tachtit"  mağarasında on yıllık bir arkeolojik kazının ardından bulunan kalıntılar, yüzlerce kilo et sunulan partiye, 35-40 kişinin davetli olduğunu ortaya koydu.<br />
<br />
Connecticut Üniversitesinden arkeolog Natalie Munro ve Kudüs Üniversitesinden arkeolog Leore Grosman tarafından yeniden canlandırılan partinin düzenlenme amacı ise pek de o kadar eğlenceli değil: O çağa göre oldukça yaşlı sayılabilecek, büyük olasılıkla köyün "şaman"ı olan bir kadının gömülmesi, yani bir veda partisi.<br />
<br />
Munro ve Grosman, Pnas dergisinde yayımlanan makalelerinde, partilerin daha o çağda bile, bireyler arasındaki ilişkileri pekiştirmek, değişik insan topluluklarıyla kaynaşmak ve derinden derine değişmekte olan bir toplumun stresini azaltmaya hizmet ettiğini söyledi.<br />
<br />
Her bireyin o zamana kadar sahip olduğu geniş yaşam alanının daralmaya, yani nüfus yoğunluğunun artmaya başlamasıyla köy hayatının, insanlar arasındaki işbirliğini git gide daha önemli kıldığı belirtilen makalede, toplumların, asla bitmeyecek bir karmaşıklığa ve tabakalaşmaya doğru giden yolculuklarına böylece başladıkları kaydedildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güneşli cep telefonları]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83128</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:08:42 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83128</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Afrika'daki ülkelerde cep telefonları kısa sürede moda oldu. Ancak elektriğin her yerde olmadığı bu ülkelerde telefonları şarj etmek önemli bir sorun haline geldi.<br />
<br />
Bu sorunu çözmek için "hayal gücü" işbaşı yaptı...<br />
<br />
Tasarımcı Andrew Williams, kendi hayal gücünü bu sorunu çözmek için kullandı... Ve güneş enerjisi ile dolan özel tasarım cep telefonları hayata geçti...<br />
<br />
Aslına bakarsanız bu telefonların diğerlerine oranla yüzde kırk oranında daha ucuz olduğu da söyleniyor. Ancak tasarımcının henüz çözemediği bir iki küçük sorun var.<br />
<br />
İlk olarak, eğer cep telefonunun şarjı dolu değilse kullanıcılar ancak güneş ışığı olduğu anlarda konuşma yapabiliyorlar.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Afrika'daki ülkelerde cep telefonları kısa sürede moda oldu. Ancak elektriğin her yerde olmadığı bu ülkelerde telefonları şarj etmek önemli bir sorun haline geldi.<br />
<br />
Bu sorunu çözmek için "hayal gücü" işbaşı yaptı...<br />
<br />
Tasarımcı Andrew Williams, kendi hayal gücünü bu sorunu çözmek için kullandı... Ve güneş enerjisi ile dolan özel tasarım cep telefonları hayata geçti...<br />
<br />
Aslına bakarsanız bu telefonların diğerlerine oranla yüzde kırk oranında daha ucuz olduğu da söyleniyor. Ancak tasarımcının henüz çözemediği bir iki küçük sorun var.<br />
<br />
İlk olarak, eğer cep telefonunun şarjı dolu değilse kullanıcılar ancak güneş ışığı olduğu anlarda konuşma yapabiliyorlar.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[157 Yıl Yaşadı, 9 Padişah Eskitti...]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83127</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:08:05 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83127</guid>
			<description><![CDATA[Zaro Ağa 157 yılda 9 padişah eskitti, Cumhuriyet devrine yetişti, Atatürk’ten dört yıl önce hayata veda etti...<br />
 <br />
Sırasıyla I. Abdülhamid, III. Selim, IV. Mustafa, Abdülmecid, Abdülaziz, V. Murad, II.Abdülhamid, Mehmed Reşad, Vahdettin ve Cumhuriyet’ten sonra Atatürk devrine kadar ömür süren Zaro Ağa’nın da artık bir kitabı var. Libra yayınları arasında çıkan “Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa” adlı kitabı Mevlüt Çelebi hazırlamış.<br />
<br />
Zaro Ağa Osmanlı devrinden Cumhuriyet devrine taşınmış bir halk kahramanıydı. Aslen Bitlis - Mutkili Şerif Mirza aşiretine bağlı bir Kürt olan Zaro Ağa, İstanbul’da inşaat işçiliği, hamallık yaparken tanınmıştı. İleri yaşına rağmen ağır yükler kaldırıyordu. Gücü kuvvetinin yanı sıra uysallığı, kalender meşrep karakteriyle de esnafın sevgilisi olmuştu. 1777 doğumlu Zaro Ağa 29 Haziran 1934 tarihine kadar tamı tamına bir buçuk asırdan fazla yaşadı. O Selimiye Kışlası’nın inşaatında bile çalışmıştı. Bilhassa Karaköy, Eminönü esnafı onu çok sever, kollardı. Çok sayıda evlilik yapan Zaro Ağa’nın beşi kız, 13 çocuğu oldu, 30’dan fazla torun ve bir o kadar torun çocuğu ve hatta torununun torununu gördü.<br />
<br />
1920’ler, 30’larda Amerika’ya göç eden Rumlar, Ermeniler, Yahudiler orada eğlence sektörü içinde ilginç bir pazar oluşturmuştu. Bunu bilen uyanık organizatörler İstanbul’dan Amerika’ya dansöz, sihirbaz götürüyor, konserler düzenliyorlardı. Memleket hasreti çeken göçmenlerin çok rağbet ettiği bu turnelere, “Dünyanın En Yaşlı Adamı” sıfatıyla Zaro Ağa da katılmıştı. Amerikan barlarında viski içti, çarliston yaptı, barbekü partilerine katıldı, gazetelere, radyolara misafir edildi. Keza yaşlı Kürt Avrupa’da da dolaştırıldı. Yunanistan, İtalya, İngiltere turnelerinde organizatörlere epey para kazandırdı. İki kez Atatürk’ün huzuruna çıkan Zaro Ağa, Şeyh Sait isyanı sırasında, “O melûnu iyi tanırım” demesiyle vaktin gazete manşetlerine de konu olmuştu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zaro Ağa 157 yılda 9 padişah eskitti, Cumhuriyet devrine yetişti, Atatürk’ten dört yıl önce hayata veda etti...<br />
 <br />
Sırasıyla I. Abdülhamid, III. Selim, IV. Mustafa, Abdülmecid, Abdülaziz, V. Murad, II.Abdülhamid, Mehmed Reşad, Vahdettin ve Cumhuriyet’ten sonra Atatürk devrine kadar ömür süren Zaro Ağa’nın da artık bir kitabı var. Libra yayınları arasında çıkan “Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa” adlı kitabı Mevlüt Çelebi hazırlamış.<br />
<br />
Zaro Ağa Osmanlı devrinden Cumhuriyet devrine taşınmış bir halk kahramanıydı. Aslen Bitlis - Mutkili Şerif Mirza aşiretine bağlı bir Kürt olan Zaro Ağa, İstanbul’da inşaat işçiliği, hamallık yaparken tanınmıştı. İleri yaşına rağmen ağır yükler kaldırıyordu. Gücü kuvvetinin yanı sıra uysallığı, kalender meşrep karakteriyle de esnafın sevgilisi olmuştu. 1777 doğumlu Zaro Ağa 29 Haziran 1934 tarihine kadar tamı tamına bir buçuk asırdan fazla yaşadı. O Selimiye Kışlası’nın inşaatında bile çalışmıştı. Bilhassa Karaköy, Eminönü esnafı onu çok sever, kollardı. Çok sayıda evlilik yapan Zaro Ağa’nın beşi kız, 13 çocuğu oldu, 30’dan fazla torun ve bir o kadar torun çocuğu ve hatta torununun torununu gördü.<br />
<br />
1920’ler, 30’larda Amerika’ya göç eden Rumlar, Ermeniler, Yahudiler orada eğlence sektörü içinde ilginç bir pazar oluşturmuştu. Bunu bilen uyanık organizatörler İstanbul’dan Amerika’ya dansöz, sihirbaz götürüyor, konserler düzenliyorlardı. Memleket hasreti çeken göçmenlerin çok rağbet ettiği bu turnelere, “Dünyanın En Yaşlı Adamı” sıfatıyla Zaro Ağa da katılmıştı. Amerikan barlarında viski içti, çarliston yaptı, barbekü partilerine katıldı, gazetelere, radyolara misafir edildi. Keza yaşlı Kürt Avrupa’da da dolaştırıldı. Yunanistan, İtalya, İngiltere turnelerinde organizatörlere epey para kazandırdı. İki kez Atatürk’ün huzuruna çıkan Zaro Ağa, Şeyh Sait isyanı sırasında, “O melûnu iyi tanırım” demesiyle vaktin gazete manşetlerine de konu olmuştu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA['Yeniden Doğayım' Derken Öldü!..]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83126</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:06:40 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83126</guid>
			<description><![CDATA[İngiltere'de 13 yaşındaki Sian Jones 'yeniden doğmak isterken' yaşamını yitirdi...<br />
 <br />
İnsanı 'yeniden doğmuş gibi hissettirdiği' öne sürülen bir bayılma tekniğini denerken kendini asarak hayatını kaybetti.<br />
<br />
13 yaşındaki Jones, yeni ve daha mutlu bir insan olarak uyanma umuduyla internette asphyxiation (boğulma) tekniğini araştırdı. Bir köpek tasması kullanarak tekniği kendi üzerinde denemek istedi, ama boğularak yaşamını yitirdi.<br />
<br />
34 yaşındaki annesi Sarah tarafından bulunan Sian derhal hastaneye kaldırıldı, ancak kurtarılamadı. Sian'ın okulda diğer öğrencilerin baskısına maruz kaldığı belirtilirken, polis küçük kızın intihar eyiliminin olmadığını kaydetti.<br />
<br />
 Olay tutanaklara kaza sonucu ölüm olarak geçti. Anne Sarah acı ve gözyaşları içinde "Her şeyi severdi. Ona bu kadar güzel olmak nasıl bir şey diye sorardım" diye konuştu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngiltere'de 13 yaşındaki Sian Jones 'yeniden doğmak isterken' yaşamını yitirdi...<br />
 <br />
İnsanı 'yeniden doğmuş gibi hissettirdiği' öne sürülen bir bayılma tekniğini denerken kendini asarak hayatını kaybetti.<br />
<br />
13 yaşındaki Jones, yeni ve daha mutlu bir insan olarak uyanma umuduyla internette asphyxiation (boğulma) tekniğini araştırdı. Bir köpek tasması kullanarak tekniği kendi üzerinde denemek istedi, ama boğularak yaşamını yitirdi.<br />
<br />
34 yaşındaki annesi Sarah tarafından bulunan Sian derhal hastaneye kaldırıldı, ancak kurtarılamadı. Sian'ın okulda diğer öğrencilerin baskısına maruz kaldığı belirtilirken, polis küçük kızın intihar eyiliminin olmadığını kaydetti.<br />
<br />
 Olay tutanaklara kaza sonucu ölüm olarak geçti. Anne Sarah acı ve gözyaşları içinde "Her şeyi severdi. Ona bu kadar güzel olmak nasıl bir şey diye sorardım" diye konuştu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İş Adamı Sevgilisi Tarafından Terkedilince...]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83125</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:05:28 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83125</guid>
			<description><![CDATA[İtalya'da bir iş adamı kendisini terkeden sevgilisinin gerçeğe çok yakın bebeğinin yapılması için 35 bin Türk Lirası ödedi...<br />
 <br />
50 yaşındaki adı açıklanmayan iş adamı, kendisini terketmesine dayanamadığı eski sevgilisinin fotoğraflarıyla erotik oyuncaklar üreten Diego Bortolin'in kapısını çaldı ve "Aynısından istiyorum, ama göğüsleri daha büyük olsun" dedi.<br />
<br />
Diego, Treviso'daki Tentazioni adlı dükkanının arkasındaki fabrikasında gerçeğe çok yakın bir bebek yaptı. "Fotoğraftaki güler yüzlü sarışın bir kızdı. Ama o daha büyük göğüsler ve daha kıvrımlı bir vücut istedi.<br />
<br />
Normalde de bebeklerimiz çok gerçekçi ve her şeyin gerçekteki gibi işlevi var. Bu daha pahalıya patladı. Çünkü her şeyi aynen kopyaladık. Dişlerinden, tırnaklarına kadar..." diyen Diego ekledi: "Bazı insanlar bunun sapıkça olduğunu düşünüyor, bu gördüğüm en mükemmel kız arkadaş."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İtalya'da bir iş adamı kendisini terkeden sevgilisinin gerçeğe çok yakın bebeğinin yapılması için 35 bin Türk Lirası ödedi...<br />
 <br />
50 yaşındaki adı açıklanmayan iş adamı, kendisini terketmesine dayanamadığı eski sevgilisinin fotoğraflarıyla erotik oyuncaklar üreten Diego Bortolin'in kapısını çaldı ve "Aynısından istiyorum, ama göğüsleri daha büyük olsun" dedi.<br />
<br />
Diego, Treviso'daki Tentazioni adlı dükkanının arkasındaki fabrikasında gerçeğe çok yakın bir bebek yaptı. "Fotoğraftaki güler yüzlü sarışın bir kızdı. Ama o daha büyük göğüsler ve daha kıvrımlı bir vücut istedi.<br />
<br />
Normalde de bebeklerimiz çok gerçekçi ve her şeyin gerçekteki gibi işlevi var. Bu daha pahalıya patladı. Çünkü her şeyi aynen kopyaladık. Dişlerinden, tırnaklarına kadar..." diyen Diego ekledi: "Bazı insanlar bunun sapıkça olduğunu düşünüyor, bu gördüğüm en mükemmel kız arkadaş."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rusya'da Şişme Bebek Yarışması!]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83124</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:02:52 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83124</guid>
			<description><![CDATA[Rusya ilginç bir yarışa sahne oldu. Yarışçılar şişme bebekleriyle suda ilerlemeye çalıştı ve birinci olmak için yoğun çaba sarfetti...<br />
 <br />
Bu sırada ortaya renkli manzaralar çıktı.Erotik şişme bebekleriyle her yıl düzenlenen sekizinci "Bubble Baba Challenge" (Balon 'Baba' Yarışması)  yarışmasına katılan 450 yarışmacı kimi zaman zor anlar yaşadı.<br />
<br />
Baba kelimesi rusça köylü kadın anlamına geliyor. Ama aynı zamanda cinsel çağrışımları olan argo kullanımı da var. Vuokso Nehri'nde hem erkeklerin hem de kadınların yer aldığı yarışın birincisi "Vanilla Pelotki" adını verdiği şişme bebeğiyle bitişe iki dakika 47 saniyede varan "Vladislav Pavlenko oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rusya ilginç bir yarışa sahne oldu. Yarışçılar şişme bebekleriyle suda ilerlemeye çalıştı ve birinci olmak için yoğun çaba sarfetti...<br />
 <br />
Bu sırada ortaya renkli manzaralar çıktı.Erotik şişme bebekleriyle her yıl düzenlenen sekizinci "Bubble Baba Challenge" (Balon 'Baba' Yarışması)  yarışmasına katılan 450 yarışmacı kimi zaman zor anlar yaşadı.<br />
<br />
Baba kelimesi rusça köylü kadın anlamına geliyor. Ama aynı zamanda cinsel çağrışımları olan argo kullanımı da var. Vuokso Nehri'nde hem erkeklerin hem de kadınların yer aldığı yarışın birincisi "Vanilla Pelotki" adını verdiği şişme bebeğiyle bitişe iki dakika 47 saniyede varan "Vladislav Pavlenko oldu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nick (Rumuz) Değişimleri Hakkında Önemli Duyuru]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83123</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:20:09 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83123</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba sevgili arkadaşlar.<br />
<br />
İnanılmaz bir nick (rumuz) değişim talebi olduğu ve siz değerli forum üyelerini çok sevdiğim, kırmak istemediğim için son kez nick değişimi yapılacaktır. Değiştirmek isteyenler yeni nicklerini bu konu altından yazsınlar. Değişimin bitiş tarihi bayramın son günü saat 24:00 dır. O saatten sonra kimse ısrar etmesin, duyanlar duymayanlara mutlaka duyursun. iyi forumlar<img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/gulumseme.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba sevgili arkadaşlar.<br />
<br />
İnanılmaz bir nick (rumuz) değişim talebi olduğu ve siz değerli forum üyelerini çok sevdiğim, kırmak istemediğim için son kez nick değişimi yapılacaktır. Değiştirmek isteyenler yeni nicklerini bu konu altından yazsınlar. Değişimin bitiş tarihi bayramın son günü saat 24:00 dır. O saatten sonra kimse ısrar etmesin, duyanlar duymayanlara mutlaka duyursun. iyi forumlar<img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/gulumseme.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Konsere geciken Axl Rose’a pet şişe]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83122</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:18:51 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83122</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Amerikalı hard-rock grubu Guns N'Roses'ın "konserlere geç kalmayı alışkanlık haline getiren" solisti Axl Rose, İrlandalı hayranlarını da kızdırdı. Müzikseverler, konsere 1 saat geciken Rose’u pet şişe yağmuruna tuttu.<br />
<br />
Dublin O2 Arena'da önceki akşam verilen konsere geciken Guns N'Roses'ın 48 yaşındaki solisti Axl Rose, yaklaşık 1 saat beklettiği hayranlarının tepkisine neden oldu.<br />
<br />
İzleyicilerden bazılarının konser başlar başlamaz kendilerine pet şişe fırlatması üzerine, "Buraya bir şişe daha atarsanız, gideriz. Gitmek istemiyoruz. Sizin seçiminiz" diyen Axl Rose, hayranlarını ikna edemedi ve sahneyi terk etmek durumunda kaldı.<br />
<br />
Konserin organizatörü MCD ile yapılan anlaşma gereği yaklaşık 1 saatlik aradan sonra sahneye yeniden çıkan grup, binlerce seyircinin konser alanını terk etmiş olmasına rağmen programını gecenin geç saatlerine dek sürdürdü.<br />
<br />
Dublin O2 Arena'da önceki akşam verilen konsere geciken Guns N'Roses'ın 48 yaşındaki solisti Axl Rose, yaklaşık 1 saat beklettiği hayranlarının tepkisine neden oldu.<br />
<br />
İzleyicilerden bazılarının konser başlar başlamaz kendilerine pet şişe fırlatması üzerine, "Buraya bir şişe daha atarsanız, gideriz. Gitmek istemiyoruz. Sizin seçiminiz" diyen Axl Rose, hayranlarını ikna edemedi ve sahneyi terk etmek durumunda kaldı.<br />
<br />
Konserin organizatörü MCD ile yapılan anlaşma gereği yaklaşık 1 saatlik aradan sonra sahneye yeniden çıkan grup, binlerce seyircinin konser alanını terk etmiş olmasına rağmen programını gecenin geç saatlerine dek sürdürdü.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Amerikalı hard-rock grubu Guns N'Roses'ın "konserlere geç kalmayı alışkanlık haline getiren" solisti Axl Rose, İrlandalı hayranlarını da kızdırdı. Müzikseverler, konsere 1 saat geciken Rose’u pet şişe yağmuruna tuttu.<br />
<br />
Dublin O2 Arena'da önceki akşam verilen konsere geciken Guns N'Roses'ın 48 yaşındaki solisti Axl Rose, yaklaşık 1 saat beklettiği hayranlarının tepkisine neden oldu.<br />
<br />
İzleyicilerden bazılarının konser başlar başlamaz kendilerine pet şişe fırlatması üzerine, "Buraya bir şişe daha atarsanız, gideriz. Gitmek istemiyoruz. Sizin seçiminiz" diyen Axl Rose, hayranlarını ikna edemedi ve sahneyi terk etmek durumunda kaldı.<br />
<br />
Konserin organizatörü MCD ile yapılan anlaşma gereği yaklaşık 1 saatlik aradan sonra sahneye yeniden çıkan grup, binlerce seyircinin konser alanını terk etmiş olmasına rağmen programını gecenin geç saatlerine dek sürdürdü.<br />
<br />
Dublin O2 Arena'da önceki akşam verilen konsere geciken Guns N'Roses'ın 48 yaşındaki solisti Axl Rose, yaklaşık 1 saat beklettiği hayranlarının tepkisine neden oldu.<br />
<br />
İzleyicilerden bazılarının konser başlar başlamaz kendilerine pet şişe fırlatması üzerine, "Buraya bir şişe daha atarsanız, gideriz. Gitmek istemiyoruz. Sizin seçiminiz" diyen Axl Rose, hayranlarını ikna edemedi ve sahneyi terk etmek durumunda kaldı.<br />
<br />
Konserin organizatörü MCD ile yapılan anlaşma gereği yaklaşık 1 saatlik aradan sonra sahneye yeniden çıkan grup, binlerce seyircinin konser alanını terk etmiş olmasına rağmen programını gecenin geç saatlerine dek sürdürdü.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk Havalimanı’nda şarbon paniği]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83121</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:12:59 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83121</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Alınan bilgiye göre, Atatürk Havalimanı'nda görev yapan ve gelen kargoları teslim alan Amerikalı bir asker, dün gelen kargo paketlerinden birini şüphe üzerine açınca bir tozla karşılaştı.<br />
<br />
Durumun Atatürk Havalimanı yetkililerine bildirilmesinin ardından Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü Sağlık Denetleme Merkezi olaya müdahale etti. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UM-KE) Atatürk Havalimanı'na gönderildi.<br />
<br />
Ekipler, kargoda bulunan tozun şarbon olabileceği ihtimaline karşı NATO'da görevli 6 Amerikalı asker ile bir Türk görevliyi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırarak karantinaya aldı.Şarbonlu olduğundan şüphe edilen paket ise incelenmek üzere laboratuvara götürülürken, sonuçların 2 günde belli olacağı bildirildi.<br />
<br />
Şüpheli tozun bulunduğu kargoyu taşıyan araç, Çelebi Yer Hizmetleri'ne çekilerek koruma altına alındı.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Alınan bilgiye göre, Atatürk Havalimanı'nda görev yapan ve gelen kargoları teslim alan Amerikalı bir asker, dün gelen kargo paketlerinden birini şüphe üzerine açınca bir tozla karşılaştı.<br />
<br />
Durumun Atatürk Havalimanı yetkililerine bildirilmesinin ardından Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü Sağlık Denetleme Merkezi olaya müdahale etti. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UM-KE) Atatürk Havalimanı'na gönderildi.<br />
<br />
Ekipler, kargoda bulunan tozun şarbon olabileceği ihtimaline karşı NATO'da görevli 6 Amerikalı asker ile bir Türk görevliyi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırarak karantinaya aldı.Şarbonlu olduğundan şüphe edilen paket ise incelenmek üzere laboratuvara götürülürken, sonuçların 2 günde belli olacağı bildirildi.<br />
<br />
Şüpheli tozun bulunduğu kargoyu taşıyan araç, Çelebi Yer Hizmetleri'ne çekilerek koruma altına alındı.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABD kargo uçağı düştü: 2 ölü]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83120</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:12:09 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83120</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Yetkililer, dünyanın en büyük kargo şirketine ait uçağın, Dubai kentinin çevre otoyolu Emirates Road yakınlarındaki askeri üsse çakıldığını belirttiler.<br />
<br />
Birleşik Arap Emirlikleri sivil havacılık kuruluşu, kargo uçağının kaptan pilot ve yardımcısının öldüğünü açıkladı.<br />
<br />
Görgü tanıkları, Boeing 747-400 tipi uçağın düşmeden önce alev aldığını anlatırken, Dubai televizyonu, kazanın teknik problemlerden kaynaklandığını bildirdi.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Yetkililer, dünyanın en büyük kargo şirketine ait uçağın, Dubai kentinin çevre otoyolu Emirates Road yakınlarındaki askeri üsse çakıldığını belirttiler.<br />
<br />
Birleşik Arap Emirlikleri sivil havacılık kuruluşu, kargo uçağının kaptan pilot ve yardımcısının öldüğünü açıkladı.<br />
<br />
Görgü tanıkları, Boeing 747-400 tipi uçağın düşmeden önce alev aldığını anlatırken, Dubai televizyonu, kazanın teknik problemlerden kaynaklandığını bildirdi.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni Zelanda'da 7,4 büyüklüğünde deprem]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83119</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:11:26 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83119</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">ABD Jeolojik Araştırmalar kurumuna göre depremin merkez üssü, 342.000 nüfuslu Christchurch'a 7 kilometre mesafede, 66 kilometre derinlikte.<br />
<br />
Yeni Zelanda'da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde 2 kişinin ağır yaralandığı, yağmacılık yapan bazı kişilerin tutuklandığı belirtildi.<br />
<br />
Polis, depremin büyük çapta zarar vermesine karşın 2 kişinin ağır yaralandığını, yağmacıların ülkenin güneyindeki Christchurch kentinde zarar gören dükkanlara girdiğini ve malları gasp edenlerin tutuklandığını kaydetti.<br />
<br />
Deprem nedeniyle binaların yıkıldığı, bir dizi artçı depremlerle yolların zarar gördüğü, elektrik, gaz ve su kesintisi olduğu belirtildi.<br />
<br />
Pasifik Tsunami Merkezi, tsunami tehlikesinin olmadığını açıklamıştı.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">ABD Jeolojik Araştırmalar kurumuna göre depremin merkez üssü, 342.000 nüfuslu Christchurch'a 7 kilometre mesafede, 66 kilometre derinlikte.<br />
<br />
Yeni Zelanda'da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde 2 kişinin ağır yaralandığı, yağmacılık yapan bazı kişilerin tutuklandığı belirtildi.<br />
<br />
Polis, depremin büyük çapta zarar vermesine karşın 2 kişinin ağır yaralandığını, yağmacıların ülkenin güneyindeki Christchurch kentinde zarar gören dükkanlara girdiğini ve malları gasp edenlerin tutuklandığını kaydetti.<br />
<br />
Deprem nedeniyle binaların yıkıldığı, bir dizi artçı depremlerle yolların zarar gördüğü, elektrik, gaz ve su kesintisi olduğu belirtildi.<br />
<br />
Pasifik Tsunami Merkezi, tsunami tehlikesinin olmadığını açıklamıştı.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Twilight Paylasım Köşem >> .♥.Miss. Łaviqné.♥. <<]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83117</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:54:41 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83117</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;">Açıklamaya gerek yok sanırım. (:<br />
<br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154628_0006.jpg" border="0" alt="[Resim: i154628_0006.jpg&#93;" /> <br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154629_0007.jpg" border="0" alt="[Resim: i154629_0007.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154630_0008.jpg" border="0" alt="[Resim: i154630_0008.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154631_0009.jpg" border="0" alt="[Resim: i154631_0009.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154632_0010.jpg" border="0" alt="[Resim: i154632_0010.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154633_0013.jpg" border="0" alt="[Resim: i154633_0013.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154634_0015.jpg" border="0" alt="[Resim: i154634_0015.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154635_0022.jpg" border="0" alt="[Resim: i154635_0022.jpg&#93;" /><br />
<br />
Canım çıktı. <img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/sad0120.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Sad" title="Sad" /> <img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/ponpon.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Ponpon" title="Ponpon" /></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;">Açıklamaya gerek yok sanırım. (:<br />
<br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154628_0006.jpg" border="0" alt="[Resim: i154628_0006.jpg]" /> <br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154629_0007.jpg" border="0" alt="[Resim: i154629_0007.jpg]" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154630_0008.jpg" border="0" alt="[Resim: i154630_0008.jpg]" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154631_0009.jpg" border="0" alt="[Resim: i154631_0009.jpg]" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154632_0010.jpg" border="0" alt="[Resim: i154632_0010.jpg]" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154633_0013.jpg" border="0" alt="[Resim: i154633_0013.jpg]" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154634_0015.jpg" border="0" alt="[Resim: i154634_0015.jpg]" /><br />
<img src="http://www.ressim.net/out.php/i154635_0022.jpg" border="0" alt="[Resim: i154635_0022.jpg]" /><br />
<br />
Canım çıktı. <img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/sad0120.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Sad" title="Sad" /> <img src="http://www.gruphepsim.net/images/smilies/ponpon.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Ponpon" title="Ponpon" /></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rıhanna'nın Heykeli Madame Tussaud'da.]]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83116</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:14:07 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83116</guid>
			<description><![CDATA[Rihanna’nın da balmumundan heykeli Madame Tussaud müzesinde yerini aldı. Şarkıcının heykelinde dar bir siyah ceket, pantolon ve ipek ayakkabıları bulunuyor. Mumyasının açılışında bulunamayan Rihanna, heykelinin müzede bulunmasından dolayı çok gurur duyduğunu ve çok mutlu olduğunu söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rihanna’nın da balmumundan heykeli Madame Tussaud müzesinde yerini aldı. Şarkıcının heykelinde dar bir siyah ceket, pantolon ve ipek ayakkabıları bulunuyor. Mumyasının açılışında bulunamayan Rihanna, heykelinin müzede bulunmasından dolayı çok gurur duyduğunu ve çok mutlu olduğunu söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Taıo Cruz:'İş Adamıyım']]></title>
			<link>http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83115</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 16:13:28 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gruphepsim.net/showthread.php?tid=83115</guid>
			<description><![CDATA[Taio Cruz müzik piyasasının sanatçıları işadamı olmaya zorladığını iddia etti. Şu anda Dynamite parçasıyla listelerde üst sıralarda yer alan Taio Cruz, yasadışı müzik indirmenin artmasının, sanatçıların yaşaması için farklı işler yapmak zorunda kalmasına sebep olduğunu belirtti. Taio Cruz “Çocukların yasadışı müzik indirme konusunun ne kadar önemli olduğunu idrak edememesini anlayabiliyorum, eskiden albümleri sadece müzik marketlerden alabiliyorduk. Şimdi ise internette herşeyi bulmak mümkün ve kolayı varken kimse uğraşmıyor. Bende bir işadamına dönüştüm, Rokstarr markası altında parfüm ve güneş gözlüğü üretiyorum ve bu ürün yelpazesini de hayatım için genişleteceğim” dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Taio Cruz müzik piyasasının sanatçıları işadamı olmaya zorladığını iddia etti. Şu anda Dynamite parçasıyla listelerde üst sıralarda yer alan Taio Cruz, yasadışı müzik indirmenin artmasının, sanatçıların yaşaması için farklı işler yapmak zorunda kalmasına sebep olduğunu belirtti. Taio Cruz “Çocukların yasadışı müzik indirme konusunun ne kadar önemli olduğunu idrak edememesini anlayabiliyorum, eskiden albümleri sadece müzik marketlerden alabiliyorduk. Şimdi ise internette herşeyi bulmak mümkün ve kolayı varken kimse uğraşmıyor. Bende bir işadamına dönüştüm, Rokstarr markası altında parfüm ve güneş gözlüğü üretiyorum ve bu ürün yelpazesini de hayatım için genişleteceğim” dedi.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>